29 Nisan 2025 Salı

Mevsimlerde Bir Şarkı

Bir bahar akşamında ılık ve sakin rüzgarın sesini radyoda en sevdiğim şarkıyı çalıyor gibi dinlerken, soğuk kış gecelerindeki yalnızlığı hatırladım. Değerini bilemediğimiz sıcak mevsimler, kollarımızı, bacaklarımızı, kalbimizi, ruhumuzdaki kabuk tutmuş yaraları bile ısıtırken, yakıcı güneşe surat astık. Kırık bir kalple yerini sonbahara bırakan o sıcaklık, kalbimizde yaşamaya devam etsin diye karlar altında sımsıkı giyindik. Vücudumuzda yükselen ateşi, gerçek bir sıcaklık sanıp her gece pencereden sızan soğukla baş başa kaldık. Kalbini kırdığımız her insan gibi kırdık güneşe bakarak açan çiçeğin kalbini, yaprakları sonbaharda teker teker toprakla buluşurken, bir kadının gözyaşlarıyla döktüğü saçlarını hatırlayamadık. Ağaçlar bir bir soğuk mevsime soyunurken hiç anlayamadık üşüdüğünü, dalları havada soğuktan titrerken. 
İnsanlar kırdığı kalplerde bir sevgi kırıntısı ararken soğuk bir mevsime denk geldiğini anlayamadı gözlerinden. Gözyaşlarının yanaklarını okşadığını, sevdiğini hissetti insan; halbuki bir tebessümde yaşayan sıcak mevsimlere ihanetti, gözlerden akan o sağanak bakışlar. 
Bazen yıldızlara baktı, bazen yüz çevirdi geceye. Bazen uyanır uyanmaz perdeleri açtı, bazen perdenin arkasındaki hayatı görecek hali olmadı. Karanlığı ve aydınlığı birbirine karıştırdı. Sevgiyi ve nefreti bir sandı. O ince çizgide yürüyemedi hiçbir zaman ama zaten insan da böyleydi, adı insan.
Bir kalpte yeşeren fidanı ayağıyla basıp geçen de insan, o fidanı günden güne büyüten de. Kalpte dolup taşan bir orman yaratan da insan..
Kırık kalbini yaralı bir kuş gibi elinde taşıyan insan, başkasının kalbini hiç görmedi. Kendi elindeki yaralı kuşa bakmaktan iyileştirmeyi hiç düşünemedi. "Hep yaralı kalacak, artık uçamaz" dedi, başka bir kalbin kanatlarını keserken. 
Gökyüzünden bir şarkı duydu insan, bulutların arasından sızan notalar kulağına bir ahenkle geldi.  Bir fısıltıydı sanki nakaratlar, denizlerin dalgalarıyla ritim tutan. Ne derdi kaldı, ne tasası kaldı o an; adı insan. Her mevsimin bir şarkısı vardı, her yağmurun, her güneşin, her rüzgarın bir sesi vardı. İnsana benzeyen bu hisler, insanların kalbinde yaraydı. Bazen bir kelime bulamadım anlatmaya, bazen kalbimden geçenler dünyaya gelmek istemedi, nefes almak istemedi satırlarımda. Yıldızlardan kulağıma ilişen o şarkıları duymak istemedi insanlar. Kimseye kızmadım, kimseyi kırmadım, kimseye "neden?" demedim. Ya deseydim, ya kırılsaydım, ya kızsaydım? Kalbimdeki sonbaharı kışa çevirdiğimde kimse "ne güzel kar yağıyor" demeyecekti, "bu ne soğuk!" diyeceklerdi.
Artık kendi kalbimde ilkbahar mevsimi, şarkıların en güzel, şiirlerin en okunaklı, insanların en umutlu, güneşin en parlak olduğu zamanlar; ben kendi hikayemi yazacağım, herkes kendi kışını bahar sanırken..

"Sanırım ki günler hep güzel gidecek;
Her sabah böyle bahar;
Ne iş güç gelir aklıma, ne yoksulluğum.
Derim ki: "Sıkıntılar duradursun!"
Şairliğimle yetinir,
Avunurum."
Selin Tektaş
29.04.2025
İstanbul

1 yorum:

  1. Kelimelerin mevsimi varmış… Sen yazınca anladım.”

    “İnsan bazen kendi kışını bahar sanıyor… ta ki böyle bir yazıyla yüzleşene kadar.”

    “Her cümlede biraz ısındım, biraz üşüdüm. Tam da insan gibi.”

    “Yalnızlık bu kadar güzel anlatılabilir miydi, emin değilim.”

    “Her mevsimi içinde yaşayan kalemlere selam olsun.”

    “Bir yazı değil bu, kalbin dört mevsimi.”

    YanıtlaSil

Kırık Kalpler  Şu göğsüme oturan ağırlığı tartsam bulabilir miyim yalnızlığın enini boyunu? Kaç şehre, kaç sokağa, kaç bedene, kaç şarkıya s...